KitaplarMaderzad Palas

Fantazya ve Bilimkurgu Sanatları Derneği’nin her sene gerçekleştirdiği GİO Ödülleri’nin “Roman” kategorisinde finale kalan romanlar belli oldu.

Ön jürinin yaptığı değerlendirme sonucunda altı roman finale kaldı. 2015 ile 2017 Haziran ayı arasında yayımlanmış fantastik, korku veya bilimkurgu içeriğine sahip romanlar arasından ön elemeyi geçen romanlar şunlar oldu:

Bir Yeniçeri Masalı – Hamit Çağlar Özdağ (İthaki Yay., 2017)

Geceye Övgü – Şima Özgürler (Epsilon Yay., 2016)

Karanlık Çağ – Murat Başekim (KRP Yay., 2016)

Maderzad Palas – Erbuğ Kaya (Kırmızı Kedi Yay., 2017)

Sıcak Kafa – Afşin Kum (April Yay., 2016)

Yedikuleli Mansur – Mehmet Berk Yaltırık (İthaki Yay., 2017)

Aday romanlar Sevin Okyay, Altay Öktem, Kutlukhan Kutlu, Barış Müstecaplıoğlu ve Özgün Muti’den oluşan ana jüri tarafından değerlendirilecek. “En İyi Roman” ödülünün sahibi 23 Kasım 2017’de, GİO Ödülleri töreninde açıklanacak.

Her sene Giovanni Scognamillo onuruna verilen GİO Ödülleri’nde Roman ödülü iki senede bir veriliyor. Ödül 2013’te “Şairin Romanı” ile Murathan Mungan’ın, 2015’te ise İskit adlı romanı ile Murat Başekim’in olmuştu.

KitaplarMaderzad Palas

Karanlığın karşısına bu sefer bir ‘efe’ çıkıyor

Sıradan bir muhasebeci nasıl olur da kendini, dünyayı sarmak üzere olan karanlığın karşısında bulur? Erbuğ Kaya’nın fantastik romanı ‘Maderzad Palas’ın kahramanı Ali’nin kötülüğe açtığı ‘ilk ve son savaş’a buyurun…

ERHAN TEKTEN imzalı inceleme yazısına şuradan ulaşabilirsiniz.

KitaplarMaderzad Palas

Erbuğ’un çoğumuz gibi çalıştığı günlük bir işi var. Kendi deyimiyle “en sevdiği üçüncü iş”. Fakat zihninin arka taraflarında devamlı işleyen iç dünyası onu fantastik türde kitaplar yazmaya itecek kadar zengin. Geçmişinde ise, karakter üstüne karakter yaratılan kafeler, seksenler sokakları, sürekli başka şehirlerde geçirilen bir çocukluk ve tesadüflerle örülü bir aşk hikayesi var. Onun dünyasında yaptığımız gezintide, yaratıcılığı ve duyarlılığıyla ön plana çıkan, tutkulu bir adamın dört değişik hikayesiyle karşılaştık.

Podcast’i şuradan dinleyebilirsiniz.

Maderzad Palas
Maderzad PalasOnCam

 

Maderzad Palas

3.romanım “Maderzad PalasKırmızı Kedi Kitap tarafından yayınlandı. Tüm kitapçılarda.

Online Satış Linkleri
idefix
D&R Online
KiyapYurdu

Maderzad Palas Arka Kapak Yazısı

Sevin Okyay
Erbuğ Kaya, olay örgüsü konusunda hiç sıkıntı çekmeyen, hayal gücü ile barışık bir yazardır. “Maderzad Palas” da bunu kanıtlıyor zaten. Zamanı ta başlangıcından beri kucaklayan kitabın baş karakteri Ali Kocaali ise, bütün olup bitenler bir yana, sadece kişisel gelişimiyle bile heyecan veriyor. “Maderzad Palas”a gelince, doğrusu benim de yerleşmek isteyeceğim bir yer. Bazen bir-iki tanesine şöyle bir çakmak istesem de, Palas sakinleri sevdiğim, özenle derlenmiş, antikanın antikası bir grup. Ama favori mekân/karakterim kütüphane, yani Meşruke. Kitaptan tek bir varlığı seçmem gerekse onu seçer, hatta Ali gibi bir tohum versin diye ricacı olurdum. İkinci bir şans verilirse, tercihim Mesmerin.

Erbuğ yıllarla birlikte yazar olarak çok farklı bir yere geldi. Şimdiden bir sonraki kitabı bekliyorum. “Maderzad Palas”ın dünyasına, sırlarını adlarında saklayan Zulmat ile Tennur arasındaki mücadeleye buyurun!

Altay Öktem
Erbuğ Kaya yakamızdan tutup bizi başka bir dünyaya götürmüyor; her iyi edebiyat yapıtında olduğu gibi, bu dünyanın başka bir boyutuyla tanıştırıyor. Hatta yüzleştiriyor. Maderzad Palas gerçeküstü bir mekan mı? Aslında değil. Kapı komşumuzun evinde bir meşruke ağacı olmadığını kim kanıtlayabilir? Ya da yaşadığımız, daha doğrusu içinde bocaladığımız bu hayat Zulmat ile Tennur’un savaş alanı değil mi aslında? İyi ile kötünün, cennet ile cehennemin, siyah ile beyazın… Ama şunu da belirtmeliyim ki, hiçbirimiz Mesmerin’le karşılaşma fırsatını bulamayız öyle kolay kolay. Roman boyunca o kadının yabani güzelliğine kapıldığımı itiraf etmeliyim. Onun “ne” olduğunu öğrendikten sonra bile!

Erbuğ Kaya sadece bir roman yazmakla kalmamış; büyü yapmış bize. Okudukça kendimizle karşılaşacağımız, yerimizi yadırgayacağımız bir büyü. Gerisi sizin elinizde!

 

Yabani Dergi Sayı 5 (Ölümsüz)
Öyküler

Yabani Dergi Sayı 5 (Ölümsüz)“Açık artırmada, Sugard takma adıyla teklif veren kişiyi temsilen buradayım,” dedi, sarışın kadın. Ne merhaba demişti ne de kendini tanıtmıştı. Karşıma oturup bacak bacak üstüne atmış ve direkt lafa girmişti. Otelden çıkınca üzerindeki mini etekle sokağın sonuna kadar bile zor ulaşırdı.

Cezayir’in Konstantin kentine bir politikacıyla anlaşmak için üç gün önce gelmiştim. Politikacıların ruhu olmadığını düşünüyordum. Oysa işin başında ilk onu satıyorlarmış. Siyasete yeni atılmış genç yaştaki adayımız, karısı ve çocuğu yan odada otururken kahvesinden yudumlayıp, iktidar karşılığında ruhunu patrona satmayı kabul etmişti. İşim bitince yeni talimatlar gelene kadar köprüler şehrinde biraz daha zaman geçirmeye karar verdim. Köprülerin her birini bulma işini kendime eğlence haline getirip şehri olabildiğince yayan dolaşmaya çalıştım. Sokak kafelerinde oturup, insanlarda, Osmanlı İmparatorluğu’nun yada Fransa’nın izlerini aradım.

“Öykünün devamını Yabani Dergi 5. sayıda okuyabilirsiniz.”

Yabani Dergi Sayı 2 (Açık Artırma)
Öyküler

Yabani Dergi Sayı 2 (Açık Artırma)“Sen ciddi misin?”

Alp yaptığım teklife inanmakta zorlanıyordu. Haksız da sayılmazdı. Biri karşıma çıkıp bana, “Ruhunu satmak ister misin?” diye sorsa ben de ona inanmakta zorlanırdım. Biramdan bir yudum aldım, ardından sigaramdan derin bir nefes çektim.

“Evet ciddiyim. Sen bunu düşün, benim tuvalete gitmem lazım.”

Onu, yüzündeki sersem ifadeyle masada bırakıp hınca hınç dolu barda kendime yol açmaya çalıştım. Yıllardır İstanbul’a uğramıyordum. Görünen o ki pek bir şey değişmemişti. Benim zamanımda da Taksim’deki barlar böyle insan tarlası gibi olurdu. Kırmızı-mavi ışıklar kulak parçalayan müzik eşliğinde bir yanıyor bir sönüyordu. Alkol ya da her ne halt almışlarsa onun etkisindeki insanların suratları doğal olmayan ışığın yarattığı gölgelerde, Paris’te gördüğüm hastalıklı ressamların tablolarına benziyordu. Tuvalete ulaşmama iki adım kala değişen müziğin ritmi, birbirine yapışık kalabalığı kontrol etmeye başladı. Önümde duran ve adını bile söyleyemeyecek haldeki genç kız, kayıp ruhu için belki de benden medet umuyordu. “Benden sana hayır yok kızım, ben senden daha kötü durumdayım.”

“Öykünün devamını Yabani Dergi 2. sayıda okuyabilirsiniz.”

Diğer Haberler

Laika Yayınları’nın Alt Markası Olan Marjinal Kitap Altay Öktem’in Genel Yayın Yönetmenliğinde Hazırlanan Kitapları Sunar… 

Popüler dilin, popüler kurgunun, popüler söylemin dışında kalan; daha doğrusu “popüler kültüre” dahil olmayı, bu kültürün bir parçası olmayı reddeden genç yazarların, tek seçenekleri olan “kimsesiz ve yapayalnız kalma” haklarını ellerinden almak üzere yola çıkan Marjinal Kitaplar, Altay Öktem’in genel yayın yönetmenliğinde yepyeni bir diziye imza atıyor.

Devamını Oku>>“Marjinal Kitaplar”